TEMEL PRENSİPLER – Prof. Dr. Mahmut Esad COŞAN

TEMEL PRENSİPLER
5 Mayıs 1990 – ÜSKÜDAR
Prof. Dr. Mahmut Esad COŞAN hocaefendinin 1990 tarihli sohbetinden çok özet bir alıntı.
Hocaefendi, 3 konuya özellikle vurgu yapıyor;
a)    Yurtdışına, Afrika’ya açılın,
b)     İletişim araçlarınız olsun (gazete, dergi, radyo, tv)
c)     Eğitim kurumlarınız olsun.
“Birileri”, Esad efendinin bu projelerini alıp, kontrol altında tutabilecekleri başkaca guruplara görev tevdi ettiler.
Lütfen alıntıyı satır satır dikkatlice okuyunuz!
 
 
Bismillahirrahmanirrahim!
Çok değerli kardeşlerim!.. Allah-u Tealâ Hazretleri’nin selâmı, rahmeti, bereketi, ikramı, ihsanı, lütfu, rızası dünyada ahirette üzerinize olsun… Allah-u Tealâ Hazretleri, sevdiği razı olduğu kullar zümresine cümlenizi dahil eylesin…
… müslüman’ın cemaatle beraber olması tavsiye edilir. Cemaatten ayrılmama tavsiye edilir. Fakat, çok kimsenin bilmediği bir şeyi söyleyeyim: Toplulukla beraber olmak, cemaatten ayrılmamak, tefrikaya düşmemek, kalabalıkla beraber olmak demek değildir; hakla beraber olmaktır!.. Hakikatle beraber olmaktır!.. Tek başına olsa bile, hakikatle beraber olan cemaattirHakikatten kopmuş, ayrılmış olan, yüzbinlerce de olsa, milyonlarca da olsa, milyarlarca da olsa tefrikadadır; bunu bilin!.. Bunun delillerini size ayetlerle, hadislerle anlatıyorum…
… Onun için, ilim öğreneceksiniz ve dünya ile ilgileneceksiniz. Ben bunun için arkadaşlarıma dedim ki: “Türkiye dışından evlenin!.. Tayland’dan evlenin, Endonezya’dan evlenin, Etiyopya’dan evlenin, Sudan’dan evlenin!..” Neden?.. Müslümanlar kardeş değil mi? Sen o müslüman kardeşinden nasıl haberdar olacaksın?.. Dilini bilmiyorsun, kültürünü bilmiyorsun, ülkesini bilmiyorsun, gelip gitmiyorsun… Nasıl haberdar olacaksın?.. Oturduğun zaman temennîler, dilekler, şeyler… Nasıl olacak bu birlik ve beraberlik?.. Kaynaşacaksın… Sudan’lı kızı alacaksın, Sudan’lı kayınpederin olacak, Sudan’da arazin olacak… Kalkacaksın, gideceksin, orada oturacaksın; orda bir koloni meydana gelecek. Ordan buraya göndereceksin.
Bugün maalesef tüm İslâm Alemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takib ederler… Hem de kendisi takib etmez… Amerika John’la takib etmez, Smith’le takib etmez. Kimle takib eder?.. Adı senin benim gibi olan müslüman insanla takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takib eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.
Niye, yağmur için dua ediliyor da, İslâm’ın gelişmesi için dua edilmiyor?.. Niye, Fatih Camii’nde, şu müslümanlık gelişsin diye bir dua edilmemiş şimdiye kadar?.. Ne materyalist insanlarız biz yâ!.. Ne maddeci insanlarız biz… Yağmur kesilince, onbeşbin kişi Fatih Camii’nde toplanıyor, bir o kadarı Eyüb Camii’nde toplanıyor; ağlıyorlar, “Yâ Rabbi, yağmur gönder!” diye; İslâm gidiyor ama, hiç kimsenin kılı kıpırdamıyor… Giderse gitsin. Çünkü, evinde kendisi Kur’an okuyor, tesbih çekiyor; yetiyor… Olur mu öyle şey?.. Yağmurun umûmî yağdığı gibi, İslâm’ın gelmesi için, müslümanların kurtulması için niye dua yapmıyorsun?.. Yağmuru dua ile yağdırıyor da Allah, İslâm’ı dua ile geliştirmez mi?.. Geliştirir… Dedim ki, Allah kimin duasını kabul eder?.. Tabii, sevdiği kulun duasını kabul eder. İlkönce bu.
… Yâni, herkese ajan demiyoruz; belki ajan değil ama, rakibler var, hasetçiler var… Karışık, garib davranışlar görüyoruz. Belki, metodunu bilmiyorlar, ilimden uzak oldukları için… Sahte bir takım organizasyonlar var; topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar!.. Topluyor müslümanları etrafına; ondan sonra toptan satıyor… Götürüyor, olmadık yere bağlıyor… Bunlara dikkat edin!.. Mü’min feraset gözüyle bunları anlayabilir ama, ben yine ikaz edeyim: Pasifize ediyorlar, oyalıyorlar!.. “Ha oldu, ha olacak… Ha gayret, biraz daha, biraz daha…” Ortaya hiç bir şey çıkmıyor!..
Bekle, bekle, bekle; hiç bir şey yok… Neden?.. Maksadı oyalamak!..
Muhterem kardeşlerim! Kâfir, emperyalist doğrudan doğruya Türkiye’ye gelip de Mü’minlerle uğraşmaz!.. Nasıl uğraşır?.. Onların gelişmemesi için düzenler kurar, öyle uğraşır. Onun için, benim burada ümidim, hakkı görebilme kabiliyetinizde… Yâni, hakkı görebilirseniz, görürsünüz. Göremezseniz; siz de bir yere takılırsınız, eveler gevelersiniz… Çocukların dişleri çıkacağı zaman, plastik bir şey veriyorlar eline; elinde tutuyor, boyna ısırıyor… Dişlerinin kaşıntısı geçiyor, o kadar. Bir iş yaptığı yok, bir yemek filân değil. Bir şey değil, sadece eveleme geveleme oluyor. Onun için, hizmet ediyorum diyen insanları, hizmet ediyorum diyen organizasyonları, irfan ile, irfan teraziniz ile tartın!..
… ben diyorum ki, böyle birtakım şeylere körü körüne bağlanmak yok!.. Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum, hürriyet tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tesbit edin, yapmaya çalışın!.. Bir başkası engellerse itibar etmeyin! O hizmeti yapmak isteyen öteki insanlarla işbirliği yapın!..
Ama, hedefi hiç kaçırmayın! Hizmetten hiç geri kalmayın! Hiç bir şey sizi oyalamasın!..
Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hale gelirse, o kimseyi yok ederler!.. Emperyalizm, tek hedef haline gelmiş olan insanı yok eder. Öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Mısır’daSeyyid Kutub’u şehid ettiler. İsrail gitti, Tunus’ta Ebû Cihad‘ı öldürdü… Yaser Arafat’ı öldürmedi de, ötekisini öldürdü. Çünkü, berikisi ajan, kukla…
Ne yapmak lâzım?.. Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. Ellibeş milyonu da öldürecek değiller ya!.. Bir milyarı da öldürecek değiller ya!.. Emperyalizm ve sömürü, bu işini nasıl yürütüyor?.. Aldatma yoluyla… Birkaç lideri temizliyor, Pakistan’ı ele geçiriyor. Sonra birkaç lideri temizliyor Irak’ı ele geçiriyor. Bir kaç lideri temizliyor, Mısır’ı ele geçiriyor… Böyle gidiyor bu işler.
… diyorlar ki, “Tek lider, vazgeçilmez insan…” Öyle şey olur mu?.. İş yapacak müslüman için ise, “Şu adamı ben beğenmiyorum, bir şey beceremez!” Sen fırsat ver, bak neler becerir.
Her biriniz lider olacaksınız!.. Lider olmalısınız. Aksi halde, İslâmî gelişmeyi söndürür bu emperyalistler… Çünkü,dünyanın her yerinde elleri var, kulakları var… Muhterem kardeşlerim! Bakın, Filistin’deki çocuklarla başa çıkamıyorlar. Neden?.. Tek lider olmadığı için!.. Tek lider olmadığı zaman baş edemezler. Filistin’de, elinde silâh olmayan, taşla askerlere saldıran çocuklara diş geçiremiyorlar. Onun için, hizmeti yaygınlaştıracaksınız.
… muhterem kardeşlerim, çok önemli nokta; bunu zihninize iyice yerleştirin; bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!.. O kadar taneyi sen götürebilir miydin? İki kilo sultaniye üzümünü, böyle bir yere götürebilir misin sen?.. Götüremezsin. Ama, salkıma bağlı oldu mu her birisi, sapından tutarsın –maşaallah, ikibuçuk kilo sultaniye çekirdeksiz üzüm– alırsın, götürürsün. O senin avucuna sığmadığı halde, götürebilirsin.
Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını –hain bir kimseyi– koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.
Türkiye’de iki milyon lider olsa… Ne güzel! Her birinin etrafında beş kişi, on kişi, onbeş kişi… Ne kadar güzel!… Herkes İslâm için çalışıyor… Ne kadar güzel bir birikim olur. Kimse bir şey diyemez.
“Birşey yapalım İslam için” diyorsun, “Hık’dı, mık’dı, şöyle de, böyle de, liderimize soralım da, edelim de…”Müsaadeli, ağabeyli, bilmemneli hizmet olmaz… Öyle şey yok; tabi olmayın kimseye!.. Bana da tabi olmayın!.. Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, “Sen bu adamlarına şöyle yap!” derler. Bana da tabi olmayın,İslâm’a tabi olun!.. Allah’ın emrine tabi olun!.. Allah’ın dinine hizmet edin!.. Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun!.. İbrahim (as) gibi olun!.. O zaman, İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz!..
Bu emperyalistlerin ve onların Türkiye’deki kuklalarının silahları, teknikleri, organizasyonları bizden fazla… Şuradaki konuşmalarımız bile orada dinleniyordur; yarın gazetelere geçer.
Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün… İslâm’ı senden başka kalkındıracak başka insan kalmadığını düşünün…
Ama, bu arada senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap!.. Yapmıyorsa, silkele at be!.. Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın?.. Beni sırtında taşımak zorunda mısın?.. Kimse kimseye hürriyetini vermesin!.. Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah’a kul olur.

(iyyâke na’büdü ve iyyâke nestaîn) “Allahım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” “Efendim işte, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon…bozulmasın” diyorlar.
… haberleşme ve yaygın eğitim, en önemli çalışma! Bu dergilere siz de hizmet edeceksiniz. Ve bir toplumun en uyanık insanları, basınla ilgili olan insanlardır. Çünkü basın, hayat demektir. Hayatın her şeyiyle birden ilgilenirsiniz: Muş’ta şu hadise olmuş, Münih’te bu şöyle olmuş, İstanbul’da böyle olmuş… Filânca toplantı, falanca kitap, falanca konferans… Her şey basınla halloluyor, yayınla oluyor. En önemli silâh basındır.
Şu bulunduğumuz bina bir eğitim müessesesidir. Eğitim, ağır çalışan bir çarktır. Ağır çalışır; beş senede, on senede sonucunu alırsınız. Ben, otuz senenin mahsulüyüm, kırk senenin mahsulüyüm… Yâni ben çocuktum, gençtim, bu yaşa geldim, Profesör oldum. Eğitim çok ağır çalışır; otuz sene, kırk sene geçer.
En hızlı çalışan hizmet vasıtası ise basındır! Bir anda, bir çok şeyleri değiştirirsiniz. Yazılar güzel olursa, candan olursa, çalışma ve hazırlama emek vererek olursa muhterem kardeşlerim; o zaman, en büyük eğitim orda olur!.. Siz kolejlere sahip olamazsanız da, kurslara, müesseselere sahip olmazsanız da, basın sayesinde onların içindeki insanlara mesajınızı götürürsünüz… Siz, Nurcularla diyalog kuramadığınızda, bilmem Süleymancılarla diyalog kuramadığınızda, değişik düşünceli diğer İslami gruplarla diyalog kuramadığınızda, sizin yayınınız onlara gider. Bakar; haklıysan, hak verir. Yâni, mesajını başka türlü anlatamazsın …
O bakımdan, eğitim kurumlarının en büyük hizmet olduğunu görüyorum. Bu, oyuncak değil!..

”Efendim, işte cihad, daha büyük hizmettir!..” Haberleşmeye dayanmayan cihad, cihad olmaz!.. Haberleşmeye dayanmayan cihad, Kıbrıs Harekâtı’nda kendi gemimizi kendi uçaklarımızın batırdığı gibi, fecî sonuçlar doğurur. Geminin bizim gemimiz olduğundan haberi yok adamın.
Haberleşme çok önemlidir. Birbirinden haberi olmayan insanları fenâ aldatırlarFenâ yenerler… Bizim Suud’dan haberimiz olmalı… Endonezya’dan, Malezya’dan haberimiz olmalı… Rusya’dan, Almanya’dan haberimiz olmalı… Amerika’dan haberimiz olmalı… Bu da basınla olur. Onun için, buna önem verelim!.. Ben de önem vereyim, ben de olanca gücümle katılayım; siz de olanca gücünüzle katılın!.. Çünkü, bundan daha mükemmel bir silâh bilmiyorum.(Ve eiddû lehüm mesteta’tüm min kuvvetin) “Düşmanlara karşı, gücünüzün yettiğince silâh hazırlayın!” En önemli silâh basındır.
Tek şahsa bağlı olan faaliyetleri, doğru faaliyet görmüyorum. Bir kişiye bağlı olmamalı… Onun için, böyle sivri başlar üretmeyi de uygun görmüyorum. Arı kovana bakan bakıcı, kovanda teşekkül eden arı beyinin memelerini kopartır. Neden?.. Arı beyini oradan çıkartmak için. Arı beyini oradan çıkarttı mı, diğer arıların bir kısmı o arı beyini takip eder, kovan sahibi arıları kolayca böler. Bir oğul verir, toplar başka yere götürür; kovanı böler. O bakımdan süper insanları da sevmiyorum. “Çok kabiliyetli, çok kaliteli, bilmem ne” filân… Süper olduğu iddia edilen insanların büyük tehlikeleri vardır. Süper insan biraz mağrur olur, kibirli olur. Bize normal insan lâzım… Bize normal eleman lâzım… Bize doğal eleman lâzım; her haliyle beşer olan, beşer hasletli… Bizim Peygamberimiz de beşer peygamberdi. (İnnemâ ene beşerun) “Ben bir kulum!” demiştir Peygamber Efendimiz…
Böyle tek, olağanüstü kişiler, İslâm’a büyük hizmet edebilirler ama, toplum beraber yürümeli… Toplum beraber yürümediği zaman, her yerdeki olağan kişilerin gelişmelerini baltalarlar. Mısır’da çok derbederlik varken, Hasan El-Bennâ çıktı, rahmetli… Fakat, onu baltaladılar. Başka yerlerde de böyle olur.
Hepinizin omuzunda büyük veballer, sorumluluklar vardır, mes’uliyetler vardır. Bu davaya hizmet, sadece belli kimselerin görevi değildir; her müslümanın görevidir, her mü’minin görevidir!.. Hepiniz bu görevle vazifelisiniz, vazifeniz var!.. Sorumlusunuz, vebaliniz var!.. Bu hizmetin şuuruna erin!.. Her biriniz, olanca gücünüzle bu davaya omuz verin, destek olun!..
Rabbimiz, dünyanın ve ahiretin her türlü tehlikelerinden, üzüntülerinden, sıkıntılarından, başarısızlıklarından bizi mahfuz eylesin… Allah-u Tealâ Hazretleri, bizleri kimsenin önünde hor ve zelil etmesin… Kimseye boyun büktürüp el açtırmasın… Alnımızın akıyla, kalbimizin imanıyla, pırıl pırıl, hürler olarak, ahrâr olarak, ebrâr olarak, ahyâr olarak yaşamayı nasib eylesin…
Huzuruna, sevdiği razı olduğu kullar olarak varmamızı nasib eylesin… Yüzü ak, alnı açık kullar olarak, bigayri hisâb, defter divan açmadan, bizi mahşer halkına mahcub etmeden, cennât-i âliyâta dahil olmayı nasib eylesin… Cemaliyle müşerref eylesin…
Bihürmeti esmâihil hüsnâ, ve habîbihil müctebâ, ve bihürmeti esrârı Sûret il-Fâtiha!..
kaynak: http://hakkindabilhaddinide.blogspot.com/2013/12/temel-prensipler-5-mays-1990-uskudar.html?view=sidebar

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s