Hicret Adamı

Hicret Adamı

Dün olduğu gibi bugün de Hicret Yılı’nın bir Hicret günü..
Yarın da bir Hicret günü olacak..
Çünkü Müslümanlar, Hicret Adamlarıdır..
…İçlerinde hep Hicretin sızısını duyarlar..
Ocakta ateş mi var.. Yakında sönecektir bilirler..
Yol tepeye mi çıkıyor.. Biraz sonra inecektir yamaçtan, farkındadırlar..
Şimdi kılıç gibi doğan güneş, sonra bomba gibi batacaktır..
Yeşil ağaç kuruyacak, su çekilecek,
Kara kış, yazı kovalayacak ve kovacaktır..

Batılı insan, turist olur, olabilir.. Ama Hicret adamı olamaz..
Müslümansa; turistken de Hicret adamıdır..
Bu dünyada Hicrettedir müslümanlar..
Bu çağda Hicrettedirler..
Bu Ülkede Hicrettedirler.. Takvimleri Hicretle başlar..

Çile bir Hicrettir..
Çilesini bitiren müslüman,
Hicretini tüketip, Medine’sine ulaşmış olandır..

Her namaz, bu yerlerden bir Hicrettir..
Oruç, vücûdun eşyadan Hicretidir..
Hac, zaten bir hicrettir..
Zekât, bile malın maldan Hicretidir..

İşte müslüman, en büyük yakınlığa ermek için,
bu içiçe Hicret pınarlarından yıkanan kişidir..
Müslüman, Hicretle gusletmiş kişidir..
Müslüman, Hicretle teyemmüm etmiştir..

Hz. İbrahim’in Arabistan yolculuğu..
Hz. Yusuf’un Mısır’a köle olarak gidişi..
Hz. Musa’nın Sina Dağı’na çıkışı..
Bütün bunların hepsi, büyük Hicretin sembolik muştucularıdır,
Fetihler ve zaferler ise; Hicret yemişleri, Hicretin yemişleri..

Tarikat; yol demektir.. Derviş de bir Hicret eridir..
Tasavvufsa; bir Hicret Düğünü…

İçimizde durmamacasına Mekke’den Medine’ye gidip geliyoruz..
Mekke ile Medine arasında Hicret edip duruyoruz..
Ne mağaralardan geçmiyoruz..
Ne ağlar korumuyor bizi..
Ne yılanlar ısırmıyor…

Dün Hicretin bir günü idi,
Bugün de yine bir Hicret Günü..

Her müslüman, bir Hicret dönemi geçirecektir hayatında..
Fakat bir gün gelecek Hicret bitecektir..
Bitecektir ama, ölünceye kadar gönlünde,
Hicretin acı ve haz karışık verimini duyacak ve tadacaktır müslüman..
Hicret başlangıçta kanla karışık bir süt akımıdır..
Sonra kan azalır azalır, en son arı duru bir süt kalır..
Süt ise, İslam’ın şiarlarındandır..
Bu çağın insanı, dünyaya kendisini o kadar yerleşik saymaktadır ki Hicretin gök sofrası ni’metlerinden haberli bile değildir..
İçinde bir Hicret mimarisi yoktur da ondan..
Ölüme karşı hazırlıksızdır..
Ölümün sesi onun için bir göç alarmı değil,bir yamyam tamtamıdır..
O ölüm önünde, yamyamlarla kuşatılmış bir beyazın duygusunu taşır..
Çocuk kaçıran bir al karısıdır, ölüm onlar için,
Evin önünde kişneyen,
Hicret zamanını sezip te kişneyen safkan bir Arap atı değildir..

Ama müslüman, ölümden önce ölüme Hicret etmiş kişidir..
Ölüm ona, nice yarış birincilikleri kazandırmış,
Bir koşu atı değil midir?..
Akıncı, bir bakıma bir Hicret adamıdır..
Asker, bir bakıma bir Hicret adamıdır..
Şehid, Hicretini donatıp giden kişidir..
Gazi ise, Hicretten dönendir..

Biz bir kaç yüzyıldır Hicret Köprüsünü yıktık..
İçimizdeki Mekke ve Medine birbirinden koptu..
Kişi ile toplum arasındaki, birbirine göç ediş mimarisi çöktü..
Ahiretin bu dünyadaki izi olan Hicret Adamı özelliğini anlamaz olduk..
Bu dünyaya yerleşmek istedik..
O yüzden bir sürgüne mahkûm edildik..
Kendi kendimizden sürgün edildik..
Çağdan sürüldük..
Kendi ülkemizde, kendi evimizde sürgünüz şimdi..

HİCRETİN KUTLU OLSUN VE DEVAM ETSİN..

Sezâi Karakoç

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s