Hacamat nedir?

Hacamat ; haccam(hacamatçı) tarafından uygulanan, kılcal damarlardaki, hastalıklara sebep olabilecek kirli kanın, Resûlullah-sallâllâhu aleyhi ve sellem-efendimizin tavsiye ettiği şekilde vücudun dışına alınma işlemidir.

Peygamberimiz (s.a.v)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir. Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade, kan fazlalığının, vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan bir tedavi usûlüdür. Hacamat’la alınan kan temiz kan değil, kirli, koyu, pıhtılaşmış, derinin altındaki uyuşuk kandır.

Bu kan, ana damardan değil deri altındaki kılcallardan alınır. Hacamat’la pıhtılaşmış koyu kan alınınca, vücuttaki kanın akışkanlık özelliği artar ve dolaşımı kolaylaşır. Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine bir cam bardak veya kavanoz kapatılarak emici gücün (vakum) etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem, vücudun değişik yerlerine uygulanmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir.

Kullanılan malzemenin steril veya hijyen olması gerekir.

Hacamat’ın hiçbir yan etkisi olmadığı gibi tamamen doğaldır. Hiçbir acı vermez ve iz bırakmaz. Aynı gün iyileşme görülür ve vücutta çok rahatlama olur. En hızlı tedavi usûlüdür. Hacamat’la tedavi usûlü binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi usûlü olup, günümüzde de Asya, Afrika ve Uzak Doğu Ülkelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Avrupa da son yıllarda alternatif tıp olarak uygulanmaya başlanmıştır.
Rasûlullah (s.a.v), baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından, zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından, topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır. (1) Rasûlullah (s.a.v)’in hanımları da hacamat yaptırmıştır. Rasûlullah (s.a.v): “Miraç’tan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam, ey Muhammed (s.a.v)! Ümmetine hacamat olmalarını emret dediler.” buyurmuştur.

Hayber’de zehirli koyun etinden zehirlendiği zaman, Cebrail (a.s) kendisine, hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir. İbn Ömer (r.a) şöyle buyurdu: Ben, Rasûlullah (s.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır.” (2) Yine bir Hadis-i şeriflerinde: “Hacamat her hastalığa faydalıdır, uyanık olun hacamat olun.” buyurmuştur.

Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak hastalıkları vb. daha birçok hastalığa şifadır. Hacamat’ın şifasını bilen büyük âlimler üç ayda bir hacamat olurlardı. Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cilt hastalıkları, sedef hastalığı, kısırlık, süreklilik arz eden kronikleşmiş birçok hastalıklar, migren, romatizma, mide, bağırsak rahatsızlıkları, karaciğer yetersizliği, zihinsel ve ruhsal birçok hastalıklarda, böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.

Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamat’tan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamatta kanser’den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır. Müzmin birçok hastalığın hacamat’la tedavi olduğu tecrübeyle sabittir. Hacamat nazara ve sihire karşı da iyi gelir. 50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamat’la ortadan kalktığı rivayeti vardır.

Bu sebeple hacamat yapılırken mutlaka Ayet-el’kürsi ve Muavvizeteyn sureleri okunur. Rasûlullah (s.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdandır)” (3) İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Haccam (hacamat yapan) ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”
Londra Milli Hastanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastanesinde hacamat’la ilgili Tıbbi araştırmalar yapıldı. Araştırmalar neticesinde kirli kan alınması sonucu, koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışının hızlandığı, kanın incelmesiyle, kandaki alyuvar yoğunluğunun azaldığı, hemoglobin seviyesinin düştüğü, böylece kalbin beyne daha rahat pompalama yaptığı tespit edildi. Ayrıca araştırmalarda, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının da fark edilir derecede arttığı görüldü. Hastalıklara karşı kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği bu araştırmalarda ortaya çıktı.

Dipnotlar:
1-E. Davud Tıp H. 3859. 3860, Tirmizi Tıp H. 2052, İ. Mace Tıp H. 3484. 3484. 2-İbn Mâce, Kitâbu’t-Tıb, 22. 3-Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3.

Hacamat nasıl yapılır?

Hacamatın birinci hikmeti Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin sünneti olması ve Miraç’ta verilmiş olmasıdır.Onun herbir sünnetine uymanın ne kadar makbul olduğu hepimizce bilinmektedir.
Biz tabii ki işin tıbbi yönüne bakacak olursak önce hacamat (kan aldırmak) ana damardan değildir. Kan bağışı ile hacamat tamamen değişik iki yöntemdir.
Hacamat vakum usulu ile vücudun çeşitli yerlerinden kan almaktır. Hacamatla vücuttan alınan fazla kan kalp ve beyin sektelerine, sinirsel rahatsızlıklara, allerji vb. bir çok hastalığa sebep olmaktadır.
Hacamatla; işte bu fazla kan ve deri altındaki kirli kanlar dışarı çıkartılır. Deri altındaki kılcal damarlarda kan dolaşımı normal dolaşıma nazaran daha yavaş yürüdüğünden dolayı yıllarca bu kanlarda yoğunluk, koyuluk artar ve dokulara yeterince oksijen ve besin ulaşamaz hale gelir.
Bu sebepten dolayı vücutta çeşitli rahatsızlıklar (baş ağrısı, bel ağrısı, diz ağrısı, uyuşukluk, tembellik, ağırlık, v.s) baş gösterir. Hacamat ile deri altındaki bu rahatsızlıklara sebep olan kan dışarı çıkartılarak kanın rahatça dolaşması sağlanmış olur.

Hacamatla tedavi olunan hastalıklar…

Vücuttaki kirli kanı almakla kandaki toksinler, kolestrol ve kullandığımız ilaçlardan dolayı kanda bulunan ve bize zarar veren maddeler yan etkisiz bir şekilde vücuttan alınır.
Hacamat ile insanlar; anında tesir gösteren, emin, tehlikesiz, yan tesirsiz bir şekilde tedavi olma imkanı bulurlar. Bununla beraber hacamatla tedavi olunan hastalıkların bazıları şunlardır.
*Baş ağrısı, yarım baş ağrısı ve sinuzit,
*Tembellik, uyku fazlalığı,
*Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı,
*Prostat ve cinsel zayıflık,
*Sırt ağrısı, bel ağrısı (lumbago), diz ağrısı, yanlarda uyuşukluk,
*Hormon bozukluğu,
*Yumurtalık hastalıkları,
*Buna benzer bir çok kadın hastalığı.

Hacamat hangi hallerde yapılmaz

*Hacamat çok ihtiyar ve zayıf kişilerde,
*Kalp Yetmezliği olanlarda,
*Bir yeri kesildiğinde kanı durmayan kişilerde,
*Hamilelerde,
*Aşırı kansız kişilerde
*AİDS HİV
*Tansiyonu çok düşük olan kişilerde
*Küçük çocuklarda(7 yaş altı)
*Çok hassas ve korkan kişilerde kanlı hacamat yapılmaması tavsiye olunur, duruma göre kansız hacamat tatbik olunur.

Hacamat İle İlgili Hadis-i Şerifler
– İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve hacamatı yapan haccama ücretini ödedi ve ayrıca burun damlası da kullandı.”
Buhari, Tıbb 9; Müslim, Selam 76, (1202); Ebu Davud, Tıbb 8, (3867); Tirmizi, Tıbb 9, (2048).

– Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kendisiyle tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı sa’ut (burun damlası), hacamat (kan aldırma), ledûd (ağızdan damlatma) ve meşiyy (müshil içmedir.)”
Tirmizi, Tıbb 9, (2048, 2049).

– İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Şifa üç şeydedir:
– Bal şerbeti.
– Kan aldırma. ( hacamat )
– Ateşle dağlama.
Ancak ümmetimi dağlamaktan menediyorum.”
Bir rivayette: “Balda, hacamat olmada şifa vardır.” denmiştir.”
Buhari, Tıbb 3.

– Ebu Keşbe el-Enmâri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve:
“Kim bu kandan akıtırsa, herhangi bir hastalık için, bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!” buyururdu.”
Ebu Davud, Tıbb 4, (3859); İbnu Mace, Tıbb 21, (3484).

– Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, boynunun iki tarafındaki damarları ile iki omuzun arasındaki damardan hacamat olurdu.”
Ebu Davud, Tıbb 4, (3860); Tirmizi, Tıbb 12, (2052); İbnu Mace, Tıbb 21, (3483).

– Tirmizi şu ziyadede bulunur: “(Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm) ayın onyedisinde, ondokuzunda ve yirmi birinde hacamat olurdu.”
Tirmizi, Tıbb 12, (2052).

– Sahiheyn’de gelen bir rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat olur, kimseye ücretinde zulmetmezdi.”
Buhari, İcare 18; Müslim, Selam 77, (1577).

– İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Haccam ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”
İbnu Abbas der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Miraç gecesinde, meleklerden mürekkeb bir cemaate her uğrayışında: “Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!” derlerdi.”
Tirmizi, Tıbb 12, (2054).

– Ebu Bekre radıyallahu anh’tan anlatıldığına göre, bu muhterem sahabi, ailesini salı günü hacamat olmaktan men ederdi. Derdi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Salı günü kan günüdür. O günde bir saat vardır, kan durmaz.”
Ebu Davud, Tıbb 5, (3862).

– Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mirac sırasında yanlarından geçtiğim her cemaat bana mutlaka “Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmalarını emret!” demiştir.”

– Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “(Bir gün) Cebrail Resülullah aleyhissalatu vesselam’a, Ahdaayn (boynun iki tarafındaki damar) hizasından ve kâhilden (iki omuzun arası) hacamat olma emrini getirdi.”

– Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam (bir keresinde) atından bir hurma kütüğü üzerine düşmüş ve ayağı çıkmıştı.”
Râvi Vekî’ der ki: “Yani Resülullah aleyhissalatu vesselâm, bir incinmeden dolayı ayağının üstünden hacamat ettirmiştir.”

– Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kim hacamat olmak isterse, ayın 17 veya 19 veya 2l’ini arasın. Sakın, kan fazlalaşmak suretiyle birinize galebe çalıp onu öldürmesin.”

– İbnu Ömer radıyallahu anhüma (azadlısına): “Ey Nâfi bana kan galebe çaldı, benim için bir haccâm getir, getireceğin haccâm genç olsun, yaşlı veya çocuk olmasın” dedi. Devamla İbnu Ömer dedi ki: “Ben Resülullah aleyhissalatu vesselam’ın: “Aç karnına hacamat olma idealdir, (onda şifa ve bereket vardır) aklı artırır. Hafızayı güçlendirir. Hafız olmak isteyenlerin hıfzetme kabiliyetini artırır. Hacamat olmak isteyen Allah’ın adıyla perşembe günü hacamat olsun. Cuma, cumartesi, pazar günlerinde hacamat olmaktan kaçının. Pazartesi ve Salı günü de hacamat olunuz. Çarşamba günü hacamat olmaktan kaçının: Çünkü o, Eyyub aleyhisselâm’ın belaya düştüğü gündür. Cüzzâm ve alaca hastalığı da sadece çarşamba günü veya çarşamba gecesi zuhür eder” dediğini işittim.”

– Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim.”

– İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram olsaydı vermezdi. Ayrıca efendisine konuştu, o da vergisini hafifletti.”

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.
Peygamberimiz (s.a.s)’in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: “Andolsun Allah’ın Resulu’nde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır” (el-Ahzâb, 33/21).
Mirac gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Peygamberimize: “ümmetine hacamatı emret!” diye söylediğini Abdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Ali Nâsıf, et-Tâc, III, 203).
Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)”(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).
Hz. Peygamber (s.a.s) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır (Buhârî, Savm, 22; Müslim, Hac 87, 88; Ebû Dâvûd Menâsik 35). İhramlı iken saç kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s) oruçlu iken de hacamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır (Buhârî, Tıb II; Ebû Davûd, Siyâm 29).
Nâfi (r.a)’den rivayet edildiğine göre İbn Ömer (r.a) (Kendisine): Nâfi, kan (fazlalaşmak suretiyle) beni yedi. Bunun için sen bana bir hacamatçı getir ve genç bir hacamatçı seç. Ne yaşlı ne de çocuk hacamatçı seçme demiştir.
Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (s.a.s)’den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hâfız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah’ın ismini anarak perşembe günü hacamat olsun ” (İbn Mâce, Kitâbu’t-Tıb, 22).
İbn Hacer Buhârî şerhindeki Hacamat bölümünde özetle şu bilgiyi verir: Buhârı, Sahîhinde “Hangi saat hacamat olur” başlığı altında bir bâb açmış ve burada Ebû Mûsa’nın geceleyin hacamat olduğuna dair bir eseri ile Hz. Peygamber (s.a.s)’in oruçlu iken hacamat olduğuna dair İbn Abbâs (r.a)’ın bir hadîsini rivayet etmiştir.
İbn Hacer bununla ilgili olarak şöyle der: Hacamat olmak için uygun vakitler hakkında birkaç hadis vârid olmuş ise de hiçbiri Buhârî’nin sözkonusu ettiği şarta uygun değildi. Bana öyle geliyor ki: Buhârî hacamat işinin ihtiyaç olduğu zaman yapılabileceğine ve bunun belirli bir vakte bağlı olmadığına işaret etmek istemiştir. Çünkü hacamat işinin geceleyin yapıldığını ve Hz. Peygamber (s.a.s)’in oruçlu iken hacamat olduğuna dair hadîsi rivayet etmiştir.

Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Özellikle bazı deri hastalıklarının tedavisinde hacamatın çok faydası görülmüştür.
Hacamat sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan genel bir tedavi usûlüdür.

Baştan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, başağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.
Bir rivayete göre iki kulak arkasından hacamat yaptırmak 70 hastalığa şifadır..
Hacamatta kanser’den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır.

Hacamatın faydası akılla bilinebilecek bir şey değildir, nakille bilinir.
Hacamatın faydalı olduğu yaşlar, 7 yaş ile 70 yaş arasıdır.
Kadınların adet nedeniyle hacamata ihtiyacı yoktur görüşü yanlıştır.
Adet şifayı gerektirmez, şifa için hacamat olmaları gerekmektedir. Efendimiz’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) hanımları hacamat olmuşlardır. Kendilerine cin musallat olan kadınlara hacamat yapıldığı takdirde 6 ay cinler yaklaşamaz.
Hacamatta derinin altındaki uyuşuk kan alınıyor. Damardan kan vermekte faydalıdır ancak Efendimiz(Sallallahü aleyhi ve sellem) ve Selef bunu yapmamışlardır.
Büyük alimler 3 ayda bir hacamat olurlardı.

Şeytanın vesveselerine karşı kalbin arkasından yapılan hacamat çok faydalıdır
50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamatla kaldırıldığı rivayeti vardır.
Çift uzuvlarda hacamat faydalıdır.(İki diz, iki ayak gibi)
Kansızlık, şeker ve kan hastalıklarından birisi bulunan kişiler usta bir hacamatçıya en uygun yerden hacamat olmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s